Bütün Hikâyeler Yarımdır!
31 Ekim 2016
Hüznü Kucaklamak
31 Ekim 2016

Gitmek

Gittiler…

Hiç beklemedikleri bir anda yalnızlığın kucağına atıldılar.

Kalabalıktılar önce. İşleri güçleri vardı. Telaş ve heyecan içindeydiler. Gelecek sevgilileri, dikilmiş elbiseleri, giyilecek yeni kunduraları vardı. Bir kez olsun ayaklarına giyip gezemeden gittiler.

Ne kadar çok eşyaları kaldı geride. Atları, arabaları, hanları ve hamamları kaldı. Ama onlar kocaman olmuş gözleriyle bir anda çekip gittiler.

Hanlar gitti birbirinin peşi sıra. Hakanlar gitti. Genç gitti, koca gitti. Körpe fidan, yaşlı çınar; rayiha, rüzgâr, lâle ve gülizâr ve dahi bağ ile bahçıvan gitti!

Gülün boynu kırıldı. Güle diken sarıldı. Bülbül güle darıldı; yer yarıldı, gittiler.

Ah kimi gidenlerin kalan elbiselerini eski bir poşete doldurup çöpe attılar! “Evde kalan kokusu çıksın!” dediler. “Bu iş bitsin!” dediler.

Ah, kimi gidenlerin eş-dost dedikleri hep düşman çıktı. Kimi yan gözle baktı, çıksın diye canı. Kimi yarayı deşti, aksın diye kanı… Ah, kimi gidenler: “Keşke… Keşke…” diyerek çekip gittiler.

Gittiler. Bir vedayı bile çok görüp, hiç gelinmeyecek uzak diyarlara göçtüler.

Taşları dibine çöküp, acısına dayanılmaz bir boşluğa doğru yuvarlandım. Şimdi bütün güllerin solma, bütün ağaçların kuruma vakti. Ne bir kuş sesi kaldı geride, ne bir su şırıltısı. Bir mendil bile sallayamadan gittiler.

Gün battı, karanlık çöktü ve ben yapayalnız kaldım dipsiz bir uçurum ağzında. Artık acıdan başka şiir, ağudan başka aş kalmadı! O kadar çok ağladım ki a can, gözümde yaş kalmadı…

Gidenlerin çoğu böyle gittiler işte. Bilmem ki biz nerede, nasıl, hangi işte çalışırken, birdenbire gideriz?..

Bir cevap yazın