Âlemlerin Rabbine Teslim Olmak

“Hasbiyallâh” De…
31 Ekim 2016
Baş Kaldıran Adam
31 Ekim 2016

Âlemlerin Rabbine Teslim Olmak

O, yeryüzü ve gökyüzünün beğenip övdüğü, adı dillere destan olmuş İbrahim aleyhisselâm’dır…

Nemrut’un yaktığı korkunç dilli alevleri söndürüp gül bahçesi hâline dönüştüren Tevhid önderi. Yüce Allah’ın “içli”, “yumuşak huylu”, “itaatkâr” ve “istikâmet sahibi” diyerek adını yücelttiği kutlu Nebî. Hz. İsmail ve İshak’ın muhterem babası. Yakub ile Ayş’ın sevgili dedesi. Yûsuf Nebî’nin aziz atası… Neslinden nice peygamberler gelen ve nihâyet oğlu İsmail’in soyundan kâinatın efendisi Muhammed aleyhisselâm’ın zuhûr ettiği büyük kılavuz.

Onun iman ve teslimiyette eriştiği mertebe o kadar yüksektir ki, bu uğurda kendi babası başta olmak üzere, devrinin bütün inkârcılarına karşı çıkmış, yeryüzünün en zalim hükümdarlarından biri olan Nemrut ve adamlarına karşı tek başına meydan okumaktan çekinmemiştir.

Yeri geldiğinde bütün mal ve servetini Allah yolunda harcamaktan, ihtiyarlık çağında iken kavuştuğu sevgili oğlu İsmail’i yine Allah yolunda kurban etmekten kaçınmamıştır. İmtihanların en büyüklerinden yüzünün akıyla çıkmış, ulu Rabbinin hoşnutluğunu kazanmak için doğup büyüdüğü memleketinden çıkarak, hiç bilmediği dağlar, vadiler ve ülkelere hicret etmiştir.

Henüz genç bir delikanlı iken putperestlerin mabedindeki bütün sanemleri parçalayan ve bununla karşısına çıkacak her yalancı düzeni yıkıp parçalayacağı mesajını veren bu kutlu Nebî’nin önünde hiç kimse duramamıştır. Davasındaki samimiyet ve inanılmaz mücadele azmiyle insanlığın hayatında yeni bir devir açmış, hak ve adalet sancakları dikerek yeryüzünü yaşanılır kılmıştır.

Allah’ın kutsal evi Kâbe’nin taşları onun ve oğlu İsmail’in sırtından geçmiş, bu mukaddes mâbet ve çevresinde nasıl ibadet edileceği bütün açıklığıyla ondan öğrenilmiştir. O, serâpâ ihlâs, serâpâ nur, serâpâ imandır. Yüce İslâm’ın yaşayan timsâli, Allah’ın meleklerine karşı övündüğü elçisidir. Rabbimizin kendisini “Halîl”  (1) yani dost edindiği müstesna bir peygamberdir o… Hakkında nazil olan Kur’an âyetleri hayatının çeşitli safhalarına ait bilgiler vermiş, yapıp ettiklerinden ve Rabbine olan dualarından bahsetmiştir. Adına, müstakil bir sûre de bulunan bu büyük Nebî için Rabbimiz, “büluğ çağından önce rüşde eriştiğini”, (2) “Tevhid ehli olanların önderi olduğunu”, (3) “Kendisini seçip beğenerek doğru bir yola ilettiğini” (4) beyan etmiştir.

İbrahim aleyhisselâmın bütün duaları Rabbine olan sınırsız iman ve teslimiyetinin göstergesi gibidir. Bu niyazlar öylesine büyük bir saygı ve sevgiyle tekrarlanmıştır ki, hemen hemen hepsi kabul edilmiş, dünyada aziz kılındığı gibi ahrette de aziz kılındığı; “Ona dünyada güzellik verdik. Muhakkak ki o, ahirette de salihlerdendir.”  (5) âyeti ile ilan edilmiştir.

Müslim’in Enes b. Malik’ten (r.a.) rivâyetine göre, Resûl-i Ekrem’in yanına gelen bir adam kendisine: ‘Yâ hayra’l-beriyye!’ (Ey yaratılanların en hayırlısı!) diye seslenince kâinatın efendisi: “O, İbrahim aleyhisselâmdır!” buyurarak soyundan geldiği büyük Nebî’nin fazilet ve derecesine işaret etmiştir. (6)

Hz. İbrahim’in bütün bu üstün derecelere kavuşmasının en büyük sebebi Allah’a karşı olan kayıtsız şartsız teslimiyetidir. Gerçekten o Rabbinin “Teslim ol!” emrini hiç tereddüt etmeksizin kabul edip hemen: “Âlemlerin Rabbine teslim oldum!” (7) demiştir.

Bu, Allah’ın bütün insanlar için din olarak seçtiği İslâm’a kayıtsız şartsız bağlı kalacağını, Allah’ın emir ve yasaklarına son derece dikkat ederek, tertemiz bir hayat yaşayacağını ilândır. Kulun Rab olarak sadece Allah’ı tanıyacağını ve yeryüzünde tanrılık iddiasıyla halkı kendisine kulluğa çağıran hiç bir cebbâra boyun eğmeyeceğini göstermektir. Üstelik o, yüce Allah’ın kendisine verdiği büyük temyiz gücü; akıl, vicdan ve ihlâs sayesinde neslinden Allah’a teslim olan bir ümmet çıkarmasını istemiş, onların içinden de kendilerine Rablerinin âyetlerini okuyacak, Kitab’ı ve hikmeti öğretecek bir peygamber göndermesini talep etmiştir. (8) Aradan asırlar geçtikten sonra Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselâm’ın dünyaya teşrifi ve Nübüvveti ile bütün cinler ve insanlara peygamber olarak gönderilmesi Hz. İbrahim’in duasının kabul olduğunu göstermiştir. Şimdi bize düşen de tıpkı onun gibi: “Eslemtü li Rabbi’l-âlemîn” demek ve bu büyük sözün üzerimize yüklediği sorumluluğu idraktir.

1- Nisâ, 4/125

2- Enbiya, 21/51

3- Bakara, 2/124

4- Nahl, 16/121

5- Nahl, 16/122

6- Müslim, “Fedail”, Hadis no: 2369. Hadis şârihleri yaratılmışların en hayırlısının Efendimiz Muhammed aleyhisselâm olduğunun bilindiğini, fakat onun tevazu göstererek bu sözü söylediğini açıklamışlardır.

7- Bakara, 2/131

8- Bakara, 2/129

Bir cevap yazın